mekke-1

 

İslam’ın en kutsal şehri olan Mekke, İbrahim peygamber zamanından beri tevhit inancının merkezi olmuştur. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) Mekke’de doğmuş ve kendisine peygamberlik Mekke’de gelmiştir. Müslümanlar 630 yılında peygamber efendimizin komutanlığında Mekke’yi fetih etmiştir.

mekke-2

 

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir” (ÂLİ İMRÂN – 96).
Müslümanların kıblegâhı olan Kâbe Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır. Kâbe yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, 12 m. boyunda ve 11 m. genişliğinde taştan yapılmıştır.

Tavaf: Hac ve Umre ibadetinin önemli bölümlerinden biri olan tavaf, Hacer’ül Esved’in hizasından başlayarak Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe etrafında dönmek demektir. Her dönüşe “şavt” denir. Tavaf, yedi şavttan oluşur. Hacla ilgili olarak “kudüm tavafı”, “ziyaret tavafı” ve “veda tavafı” olmak üzere 3 tavaf vardır.

mekke-3

Say: Haccın vaciplerinden olan Say sözlükte “koşmak, çaba göstermek” gibi anlamlara gelir. Hac ve umre ile ilgili bir terim olarak ise say, Kâbe’nin doğu tarafında bulunan Safâ ve Merve adlı iki tepe arasında, Safâ’dan başlanıp Merve’de tamamlanmak üzere yedi defa gidip gelmeyi ifade eder.

Say ibadetinin temeli Hz. Hacer’in oğlu Hz. İsmail’e su bulmak için Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelmesine dayanıyor. Safa ile Merve tepelerinin arası yaklaşık 370m civarındadır.

 

mekke-4

Safa tepesi: Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. (Bakara suresi, 156).

 

mekke-5

 

Merve tepesi: Safa’nın tam karşısındaki Merve ise Mekke’nin batısındaki Kuaykıan dağının eteğinde, Harem-i Şerif’in kuzeybatısında ve Kâbe’nin Rüknü ırak) köşesinin karşısında yer alır.

 

 

mekke-6

 

Mescid-i Haram : Yeryüzünde ilk ibadet yeri olan Kabe-i Muazzama’nın etrafında sonradan yapılan caminin adıdır. Çeşitli tarihlerde yenilemek ve genişletmek amacıyla birçok defalar yıktırılıp yeniden yaptırılmıştır.Osmanlılar tarafından yaptırılan üç sıra halindeki kubbelerin sayısı beşyüz olup, bunların altında dörtyüz altmışiki sütun (direk) vardır. Bunlar yıktırılmayıp bütün tazeliği ve canlılığını muhafaza ederek ayakta durmaktadır. Suud yetkililerinin 1973 senesinde tamamlatmış oldukları genişletme çalışmalarıyla Mescid-i Haram, bugünkü haline getirilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa’da kılınan bir namaz bin namaza, Mescid-i Nebi’de kılınan bir namaz onbin namaza, Kabe’de kılınan bir namaz ise, yüz bin namaza bedeldir’ buyurarak, Mescid-i Haram’ı meth etmişlerdir.

mekke-7

Kabe-i Muazzama

Mekke şehrinde bulunan ve ‘Beytullah- Allah’ın evi’ diye adlandırılan kutsal binadır. Yeryüzünde kurulan ilk ve en önemli evdir. O’na Allah’ın evi denilmesi, şeref ve kıymetini açıklamak içindir. Yoksa yüce Allah’ın herhangi bir eve veya mekana ihtiyacı olmadığı açıktır. Mekke’de, Mescid-i Haram’ın ortasında bulunan Kabe, dört köşe, küp şeklinde, yaklaşık 12 metre boyunda, 11 metre genişliğinde ve 13 metre yüksekliğinde siyah taşlardan yapılmış bir binadır. Beytullah, dünyada en kıymetli yer, Müslümanların kıblesidir. İlk insan ve ilk Peygamber olan Adem (a.s.), bazı rivayetlere göre, meleklerin de yardımıyla Mekke’de, Beyt-i Ma’mur’un altında Kabe’nin temelini kazdı. Sonra Allah’u Teala, bu temeller üzerine Cennet yakutlarından bir Beyt indirdi. Aslı beyaz yakut olan Hacer-ül Esved de, bu Beyt’le beraber indirildi. Beytullah, Adem (a.s.) ın vefatıyla veya tufandan sonra tekrar göklere kaldırıldı. Ondan bir nişane olarak Hacer-ül Esved yeryüzünde kaldı. Allah’u Teala Hacer-ül Esved’i, tufandan önce Ebu Kubeys dağında sakladı. İbrahim (a.s.) zamanına kadar Kabe’nin yeri belirsiz oldu. Fakat insanlar, yine o bölgede dua ederler, arzularına kavuşurlardı. Allah’u Teala’nın emriyle İbrahim (a.s.) ve oğlu İsmail(a.s.) Kabe’yi Muazzama’yı eski temelleri üzerine bina ettiler. İbrahim (a.s.); ‘Ey İsmail’ iyi bir taş getir ki, hacılara işaret olsun’ buyurdu. Ebu Kubeys dağı bu konuşmalardan haberdar edilip Allah’ın hikmetiyle konuştu. ‘Cebrail (a.s.) tufanda bana bir taş emanet etti. Gel onu al’ sesini İbrahim ve oğlu İsmail (a.s.) işittiler. Bunun üzerine Hacer-ül Esved’i getirip, Kabe’deki yerine yerleştirdiler. Kabe’nin ilk yapılışı, çeşitli zamanlarda tamiriyle ilgili geniş ve doğru bilgiler elde etmek isteyenler muteber kaynaklara baş vurmalıdırlar. Bizim burada detaya girmemiz mümkün değildir. Yeryüzünün en kıymetli yeri olan Kabe-i Muazzama ya bakmak sevaptır. İlk görüldüğünde yapılan dualar kabul olunur. Müslümanların günde beş vakit buraya yönelerek namaz kılmaları farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘ Bu Beyt, İslam’ın direğidir. Kim bu Beyt’i ziyaret etmek maksadıyla hac ve umre yapmağa çıkarsa, (bu yolda)öldüğü takdirde Allah’u Teala, onu Cennet’ine koymayı, sağ kaldığı takdirde, ganimet ve mükafatla memleketine döndürmeyi taahhüt eder’ buyurmuşlardır.

Kabe’nin içinde ne var ?

Kabe’nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır.
Kabe’nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır.

  1. Hannan Sütunu (Çok acıyan, çok merhametli. Allah’ın isimlerinden )
  2. Mennan Sütunu (Çok ihsan eden, verici, ihsanı bol. Allah’ın isimlerinden )
  3. Deyyan Sütunu (Kıyâmet günü, herkesin dünyâda iken yaptıklarının hesâbını ve hakkını en iyi bilen ve veren.Allah’ın isimlerinden )


İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır.
Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır.
Yerden 2 metre kadar yükseklikte altın kapısı vardır.
Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

Kabe ilk binasında yüksekliği 9 ziraa (4,32m.) idi ve yere bitişik iki kapısı vardı. Biri doğuda diğeri ise batıda idi.İbrahim a.s.binasında çatısı yoktu ve kapılara da açılıp kapanan kanat koymamıştı.

İçine de hediyeler koymak için bir kuyu kazmıştı. Kabe’nin içi ve dışı zaman zaman tamirat görmüştür.

Kabenin yüksekliği her inşa edilişinde değişmiştir.
İbrahim a.s. zamanında 4,32 m.
Kureyş’in yapısında 8,64 m.
Abdullah b. Zubeyr yapısında 12,95 m idi.
Abdulmelik b. Mervan bu yüksekliği daha sonra korumuştur.

 

Yeryüzünün en kıymetli yeri olan Kabe-i Muazzama ya bakmak sevaptır. İlk görüldüğünde yapılan dualar kabul olunur. Müslümanların günde beş vakit buraya yönelerek namaz kılmaları farzdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘ Bu Beyt, İslam’ın direğidir. Kim bu Beyt’i ziyaret etmek maksadıyla hac ve umre yapmağa çıkarsa, (bu yolda)öldüğü takdirde Allah’u Teala, onu Cennet’ine koymayı, sağ kaldığı takdirde, ganimet ve mükafatla memleketine döndürmeyi taahhüt eder’ buyurmuşlardır.

mekke-8

HİCR-İ  İSMAİL : Hatim denilen yerin içidir. Altınoluk tarafından yarım duvarla çevrilmiş yerdir. Burada namaz kılmanın bir sakıncası yoktur, ancak tavaf bunun dışından yapılır.

Hicr-i İsmail, Kâbe-i Muazzama’nın kuzey cephesinde bulunan bir sahanın ismidir. İbrahim (a.s.)’in oğlu İsmail (a.s.) burada yetiştirilip himaye edildiği için de bu isim verilmiştir. Hicr-i İsmail, 131 cm. yüksekliğinde ve yarım daire biçiminde bir duvarla çevrilidir. Bu duvarla Kâbe-i Muazzama arasında kalan sahaya Hicr-i İsmail denilir.

Hicr-i İsmail‘in en az üç metresinin Kâbe’den olduğu kesinlik kazandığına ve bu kısım Kâbe duvarının bitişiği olduğuna göre, bu kısımda namaz kılan kimse Kâbe’nin içinde namaz kılmış gibi olur. Nitekim Ebû Davud, Tirmizi ve Nesâi’nin rivayet ettikleri bir hadiste Aişe (r.anha):

“Ben Kâbe’nin içine girip orada namaz kılmayı çok arzuluyordum. Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.s.) elimden tutup beni Hicr-i İsmail’e koydu ve:”

“Kâbe’ye girmek istediğin zaman Hicr-i İsmail’de namaz kıl. Çünkü Hicr-i İsmail, Kâbe’den bir parçadır. Senin kavmin Kâbe’yi (tekrar) bina ettikleri zaman daraltıp Hicr’i ondan çıkardılar.” buyurdu.” (İ. Mâce, 8/169-170.) demiştir.

mekke-9

 

Hacerül Esvet : Hacerül esvet: 18-19 cm. kutrunda, kırmızımsı, esmer, parlak bir taştır. Kâbe inşa edilirken Hz. İsmail tarafından Ebû Kubeys dağından getirilen bu mübarek taş, tavafa başlanacak yere işaret olmak üzere, hâlen bulunduğu köşeye konulmuştur.

 

 

mekke-10

 

MAKAM-I İBRAHİM: Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı veya halkı hacca dâvet ederken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir.

 

 

 

 

mekke-11

Miraç  Sütunu : “Miraç yolculuğunun evvelinde Sevgili Peygamberimiz (sav) Ümmü Hani Radıyallahuanha’nın evinde Hz. Cebrail Aleyhisselâm tarafından Burak’a bindirilmişti. Tam bu noktaya Yavuz Sultan Selim Han tarafından zamanında bir sütun konulup Miraç yolculuğunun başlangıç noktası işaretlenmişti ve ziyaretçiler tarafından da bilinirdi. Bu sütun Rukn-ü  Yemeni’nin karşısına gelen köşenin yakınındadır. Fakat sonraları bazı çalışmalardan sonra belki de kasıtlı olarak o sütun, diğerleri gibi kaplanılıp kapatılmış. Söküm esnasında mezkûr sütunun etrafını açtığımızda etrafa mis gibi kokular yayıldı.”

 

mekke-12

Hazret-i Sümeyye radıyallahu anha : İslâm’da ilk şehid olan hanım sahâbîdir

Ammar bin Yâsir’in annesi Kocası Yâsir ve oğlu ile beraber müşriklerin işkenceleri altında inlemelerine rağmen, şirke düşmemek için çırpınan, ezâ ve cefâlara sabırla direnen bir mü’min âile İs*lâm’ın ilk çilekeş ailesi Allah ve Rasûlü yolunda can veren ilk şehidler.

Sümeyye binti Habbat, Mahzumoğullarından Ebû Huzeyfe bin Muğıre’nin câriyesi idi. Hizmetiyle kendini sevdirmişti. Ebû Huzeyfe onu Yâsir ile evlendirdi. Yâsir, Yemen’den kalkıp Mekke’ye gelen ve Ebû Huzeyfe’ye sığınarak yanında çalışan bir gençti. Çocukları olunca Yâsir’i âzat etti.

Hz. Sümeyye’nin Kabri: Mescidi Haram’ın dış avlusundaki yolun karşısında, Safa Tepesinin karşısı, yüksek duvarlarla çevrili alanın içindeki, küçük demir kapının parmaklıkları arasından bakılarak görülebilir. Sümeyye İslam’ın ilk şehididir. Mekke-Medine Otobanı üzerindedir.

mekke-13

Peygamber Efendimizin Doğduğu Ev

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.v.) Mekke’nin doğusunda (Şuubu Beni Haşim ve Zukak’ul Mevlid caddesinin Leyl çarşısındaki Darud-Tababia) arasındaki evde doğdu. Hacca gidenler bu evi de ziyaret etmektedirler. İçerisinde Efendimizin valideleri Hz. Amine Hatun’un elleriyle salladığı ağaç beşik, olduğu gibi durmaktadır.

 

mekke-14

Cennet-ül Mualla Mezarlığı

Cennetül Mualla: Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalip, amcası Ebu Talip zevceleri Hz.Hatice validemiz oğulları Kasım, Abdullah ve Abdullah b.Zübeyr’in kabirlerinin bulunduğu Cennetül Mualla mezarlığı. Daha önce ‘Hacun’ ve ‘Malat’ diye anılan mezarlık, Peygamberimizin, “Ne güzel kabristan” sözlerinden sonra Cennetül Mualla ismini almıştır.

Cin mescidi: Cin Mescidi, Efendimiz’ in Cin kavmiyle görüşüp tebliğde bulunduğu ve namaz kıldığı mekândır. Cin Suresi burada nazil olmuştur. Sonraları bu mekana bir mescit yapılarak Cin Mescidi ismi verilmiştir.

mekke-15

mekke-12

MESCİD-İ    ŞECERE  (AĞAÇ MESCİDİ)

Mescid-i Cinin hizasında bir mesciddir. Peygamber Efendimiz mescid-i cinin bulunduğu yerde cinnilerden gelen bir heyetle görüşmüştür. Bu hususu İbn-i Mesud Hz. söyle anlatıyor;
Cinler peygamber efendimize, “senin Allah’ın resulü olduğuna kim şahitlik eder?” diye sordular. Yakınlarında bir sakız ağacı vardı. Peygamber efendimiz o ağaca işaret ederek cinlere dedi ki; “Şu ağacı gördünüz mü? O şahitlik ederse iman eder misiniz?Cinler “ evet iman ederiz” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz ağacı çağırdı, ağaç dallarını budaklarını sürükleyerek geldi; “benim Allah’ın resulü olduğuma şahadet eder misin? Diye sordu. Ağaç; “Şahadet ederim ki sen Allah’ın resulüsün” dedi. O ağacın bulunduğu ve bu mucizenin tahakkuk ettiği yere mescid yapıldı.

mekke-17

 

MESCİD-İ  RAYE  (BAYRAK MESCİDİ)

Mekke’nin fethinde İslam bayrağı bu camiin yerine dikilmişti. Bu yüzden buraya “Mescid-i Raye” (Bayrak Camii) denmektedir.

mekke-18

Mescid-i Hif

Mina dağının eteklerinde yapılmış olan bu cami 10.000 m²’lik bir alana sahiptir. Arafat’tan gelenin sol tarafına düşmektedir. Bu caminin faziletli ve kutsal olmasının sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Mekke fethedildiği sırada İslam ordusunun konakladığı yer olması.

2- Resul-ü Ekrem (s.a.a) veda haccında çadırını buraya kurmuştur. Şu anda orası caminin mihrabıdır. Orada beş vakit namazı (öğle namazından sabah namazına kadar) kılmıştır. İmam Sadık (a.s)’dan burada namaz kılmak hakkında şöyle bir hadis naklolmuştur:

“Hif Camiinde namaz kılın; çünkü bin peygamber orada namaz kılmıştır.”

Mescid-i Kebş

Bu cami Hif camiinin yakınındadır. Söylentiye göre “Kebş” koç anlamına geldiği ve Hz. İbrahim (a.s)’a kurbanlık koyun burada Allah tarafından indirildiği için bu adı almıştır.

mekke-19

mekke-20

HIRA DAĞI – NUR DAĞI VE MAĞARASI

Gâr-ı Hıra: Mescid-i Haram’a 5 km mesafede Mescid-i Haram’ın kuzey doğusunda Cebel-i Nur’un zirvesindedir.  Mağaranın uzunluğu 3m, genişliği 1,30m, yüksekliği 2m dir.
Peygamberimiz 39 yaşında sadık rüyâlar görmeye başlıyor. Son 6 ayda tamâmen şehirden, evlerden ve insanlardan uzak bu mağarada tefekkür ile meşgul oluyordu.  Mîlâdî 610 yılının 17. Ramazanında Hıra mağarasında iken Cibril-i Emin ilk vahyi getirmişti. Cebrâil (a.s) Yâ Muhammed! Ben Cebrâil’im, sen de Allah’ü teâlânın peygamberisin. Dedikten sonra. “ oku!” dedi. Peygamber efendimiz (s.a.v) “ماَ أناَ بِقاَرِئٍ” (Ben okuma bilmem) dedi. Cebrâil (a.s) onu kucaklayıp sıktı ve tekrar “oku” dedi. Peygamber efendimiz (s.a.v)“ne okuyayım” dedi. Cebrâil (a.s) “Oku, rabbinin ismi ile, o rabbin ki yarattı, o insanı bir alaktan yarattı. Oku, o keremine nihâyet olmayan rabbindir, kalem ile öğreten de, o insana bilmediği şeyleri öğretti.” meâlindeki Kur’an-ı Kerimin ilk âyetlerini okudu. Bu sûretle Resulullâh efendimiz (s.a.v) peygamberlikle vazifelendirilmiş oldu. Bu vahiy de Gâr-ı Hıra’da gelmiş oldu.

mekke-21

SEVR DAĞI VE MAĞARASI

Mescid-i Haramın güney cephesinde, takriben 4 km uzaklıkta, Arafât yolu üzerindedir. Dağın eteği ile zirvesi 458m, takriben 1,5 saatte yaya çıkılabilen bir mesafedir.
Peygamberimiz (s.a.v), Hz.Ebu Bekir ile hicrette bu mağaraya girerek 3 gece kaldılar. Mağaraya önce Hz.Ebu Bekir girerek zararlı bir şey olup olmadığına bakmış, sonra da resulullah (s.a.v) efendimiz girmiştir. Hz.Ebu Bekrin oğlu Abdullah, gündüzleri müşriklerin arasında dolaşıyor, geceleri mâlûmat getiriyordu. Kölesi Amr İbn-i Füheyre ise o civâra koyunları sürüyor. Hem Abdullah’ın izlerini kaybediyor ve hem de süt ikram ediyordu.
Hz. Ebu Bekir müşrikler mağaraya yaklaştıkları zaman, ayakları görülüyordu. Dedim ki. “Ya resulallah başlarını eğseler bizi görürler.” Peygamberimiz (s.a.v), “sus ya Eba Bekr, bu ikinin üçüncüsü Allah tır.”
Bu mağarada üç mûcize sudur etmiştir. Hz.Ebu Bekir’in ayağını yılan sokmuş, Resulullah efendimiz (s.a.v) mübârek tükürüklerini sürmüş, o anda acısı geçip, şifa bulmuştu. Onlar içeri girdikten sonra Allah’ın emriyle mağaranın ağzına örümcekler ağ germiş ve güvercinler yuva yapmışlardı. Müşrikler mağaranın önüne kadar gelmişler, içlerinden biri aramak istemiş, Umeyye Bin Halef ona “orada ne işin var, aklını mı yitirdin? Orada Muhammed doğmadan örümcekler ağını germiş, kuşlar yuva yapmış” deyince mağaraya girmekten vaz geçtiler.

mekke-22

CEBEL-İ EBÎ KUBEYS

Safâ tepesinin üzerinde 120m yükseklikte şerefli bir dağdır. Tarihte bir çok hâdiseler cereyan etmiştir. Hacer-i Es’ad bu dağın zirvesinde muhâfaza edilmiş. Şakkul Kamer (ayın ikiye ayrılma) mucizesi burada tahakkuk etmiş. Hazreti İbrahim, en meşhur kavle göre, halkı bu dağın zirvesinden insanları hacca davet etmiştir.
Adem aleyhisselâm vefat edince buraya defnedilmiş. Peygamber efendimiz (s.a.v) burada namaz kılmış. Namaz kıldığı arsaya mescid binâ edilmişti. Hz.Bilâl Mekke’nin fethinde burada ezan okumuştur.

 

DÂR-UL ERKAM : Sahâbe-i Kirâmdan İbn-i Erkam (r.a) hazretlerinin evidir. Peygamberimiz (s.a.v) Müslümanların adedi 40 oluncaya kadar, yâni Ömer İbn-i Hattab hazretleri müslüman oluncaya kadar, Dâr-ul Erkam gizli olarak islâma dâvet merkezi olarak kullanılmıştır.
Dâr-ul Erkam Safâ’ya yakın bir yerdedir. Safâ’ya yakın kapılardan birinin adı da Erkamdır.
Safa’nın şark tarafından 36m şu an elektrikli merdivenin başladığı yeri takip eden mekandır. Bu mekan hicri 171 senesinde mescid olarak yapılmış, hicri 1375 senesine kadar bütün müslümanlar hürmet göstermişler. Bu tarihte Mescid-i Haram’ı genişletmek maksadı ile yıkılmıştır.

mekke-23

MESCİD-İ AİŞE ( TENİM MESCİDİ )

Harem-i Şerife 6km mesâfede, Medine tarafından harem hududu olan Tenim’dedir. Hz.Âişe vedâ haccında peygamberimizle beraber haccetti. Özrü sebebiyle umre yapamamıştı. Peygamber efendimiz’e Medine’ye dönecekleri zaman dedi ki; “ ya resulallah insanlar hac ve umre ile dönüyor, ben ise umreden mahrum oldum” peygamber efendimiz (s.a.v) kardeşi Abdurrahman (r.a) hazretleri ile beraber umre yapmak için Ten’ime gönderdiler. Ve orada ihramlanıp, iki rekat ihram namazı kıldılar. Bunun için orada yapılan mescide, Mescid-i Aişe ismi verilmiştir.

 

mekke-24

MESCİD-İ CİRANE

Bu mescid-i şerif Mekke-i Mükerreme ile Taif arasındadır. Peygamberimiz (s.a.v) Hazretleri, hicretin sekizinci yılında vuku bulan Huneyn harbinin ganimetlerini burada taksim buyurmuşlardı. Aynı senenin Zilkade ayının on ikinci Çarşamba günü burada ihrama girerek umre vazifesini icra etmiştir. Bu mübarek yerden yetmiş peygamberin ihram giyip umre yaptıkları peygamberimiz (s.a.v) efendimizden nakil olunmuştur.

 

 

usfan

USFAN ( BENİ TİFLE ) KUYUSU

Edendimiz hicreti sirasinda Usfan yakinlarindan gecerken Gadirul Estat denen mevkide (Usfana 5 km mesafede) karsilastigi Hz Bureyde El Eslemi ve seksene yakin ailenin musluman olmasi Efendimize cok buyuk mutluluk ve moral vermistir.
*Hudeybiye yolculugunda beraberinde ihramli sahabilerle Usfanda Tefle Kuyusu yaninda konaklamis, içilemeyecek derecede aci olan bu kuyunun suyu mubarek agizlarina aldiklari suyu kuyuya geri bosaltmalariyla tatli bir hale gelmis ve çogalmistir. Bu olay Ashabi kiramin sahit oldugu mucizevi olaylardandir.

ufsan_1 ufsan_2 ufsan_3HUDEYBİYE

Haram hudutları haricinde, mescid-i harama 22 km, şu an Şümeys diye isimlendirilen yerdir. Biat-ül Rıdvan, Hudeybiye musalahası burada yapılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v) Hicretin 6. yılında 1400 kadar ashabı ile umre yapmak üzere buraya kadar geldiler. Kureyşliler oradan ileri gitmelerine mani oldu. Peygamberimiz (s.a.v), Kureyşlilerle görüşmek üzere Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman ‘ın şehit edildiği haberi geldi. Müslümanlar şecere-i Rıdvan altında müşriklerle son demlerine kadar harb etmeye biat ettiler. Bu biata“Biat-ı Rıdvan” diye isim verildi. Hz. Osman salimen döndü. Kureyşliler sulh isteğini arz etti ve sulh yapıldı. Kurbanlar kesilerek umre yapılmadan dönüldü.
Hudeybiye’de  Rasülullah (s.a.v.) susuz bir kuyunun başına vararak dua buyurmuşlar o kuyudan bir mucize olarak su çıkmıştır. Ashab-ı Kiram hem kendi ihtiyaçlarını ve hem de bineklerinin ihtiyaçlarını gidermişler. Yine hiç su kalmadığı bir zaman peygamber efendimiz mübarek elini bir kap içindeki suya soktu, iki parmak arasından bir pınar çıktı, 1400 kişi ihtiyacını görmüştür.

 

hubeydiye

 

 

Mekke Müzesi : Mekke’de hacı adaylarının izinle ziyaret ettiği mekanların başında gelen Kabe-i Muazzama Müzesi’nde sergilenen kıymetli eser ve malzemeler, büyük ilgi görüyor.

Kabe-i Muazzama’nın Osmanlılar zamanında kullanılan ahşap minberi, Hacer’ül Esved’in bakırdan yapılmış, kenarı yırtık muhafaza kapları, Makam-ı İbrahim’in pirinçten eski muhafazası, Memlük (Mısır) Sultanı Berkok zamanından kalma taş kitabeler, Osmanlı döneminde 3’üncü Murat Han’ın yaptırdığı taş oyması, Allah, Muhammed ve Çar-ı Güzin lafızları, eski Kabe kapıları ziyaretçiler tarafından hayranlıkla seyrediliyor.

Müzede en fazla ilgiyi ise Kabe-i Muazzama’dan çıkan eski kapılar görüyor. Osmanlı ve Memlüklü yapımı özel çalışılmış eski Kabe kapıları, bütün ziyaretçilerin hatıra fotoğrafı çektirdiği objelerin başında yer alıyor. Eski Zemzem kuyusu etrafındaki demir muhafazalar da yine müzede saklanıyor.

Kabe’de bulunan Osmanlı zamanından kalma güneş saati, minare ve kubbe alemleri de Türkleri hatırlatıyor. Ziyaretçileri tarihe götüren eserlerden birisi de duvarları süsleyen eski Kabe-i Muazzama fotoğrafları oluyor. Osmanlı zamanından kalan fotoğraflar da Kabe-i Muazzama’nın 120 yıl öncesine kadar ne şekilde olduğu gözler önüne seriliyor. Kabe-i Muazzama’nın içerisinden ve çevresinden çıkartılan mermer sütunlar da müzenin bahçesini süslüyor.

Müzede, Sevgili Peygamberimizin kabrinin bulunduğu Mescid-i Nebevi’den çıkartılan mihrap çerçeveleri, caminin bahçesindeki eski tip lambaların çerçeveleri de yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra Endonezya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin hacı adayları, müze ziyaretlerini gruplar halinde randevulu sistemle yapabiliyor.

mekke_muzesi

 

 

 

 

CEBEL-İ  RAHME VE MESCİD-İ SAHRAT

Arafat : Arafat Mekke-i Mükerreme’nin doğusunda 25 km. uzaklıkta bulunan ovanın adıdır. Kurban bayramından bir gün önce (Zilhicce’nin 9. günü)haccın farzlarından olan VAKFE bu ovada ve 70 metre yükseklikteolan, ‘Rahmet dağı’ manasına gelen (Cebel-i Rahme) civarında yapılır.Arafat ovasının en yüksek tepesi olan CEBEL-İ RAHME’de Hz.Adem ile Hz. Havva validemiz, Cennet’ten sonraki uzun ayrılığın akabinde bu tepede buluşmuş, affı için bu tepenin üzerinde Allah’a yalvararak duaları kabul edilmiştir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Veda Hutbesini, koyu yeşil taş yığınlarının meydana gelen bu Cebel-i Rahme tepesinde irad etmiştir.

arafat

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.