Medine-i  Münevvere

Medine-i Münevvere’yi Ziyaret

Müslümanın İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bu kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların, onun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez. Hz. Peygamber de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bildirmiştir. Yolculuk esnasında, bol bol salatu selam getirilmeli ve Medine’ye yaklaştıkça bu daha da artırılmalıdır. Hacı, bu ziyaretin sıradan bir ziyaret olmadığını düşünerek büyük bir tevazu, saygı ve vakarla Medine’ye girmelidir.

medine-1
Medine

medine-2

 

Mescid-i Nebevi

Peygamber Efendimizin yaptırıp namaz kıldırdığı, halifeler ve Osmanlı sultanları tarafından genişletilerek ve tamir edilerek zamanımıza kadar gelmiş olan mesciddir.

Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde: MESCİDİMDE KILINAN BİR NAMAZ, MESCİD-İ HARAM HARİÇ BAŞKA MESCİDLERDE KILINAN BİN NAMAZDAN HAYIRLIDIR diye buyurmuşlardır.

Ravda-i Mutahhara (CENNET BAHÇESİ)

 MESCİD-İ NEBİ içerisinde, Peygamberimizin kabri şerifi ile mescidin o zamanki minberi arasındaki yerdir.

Dizilissutunlar
Peygamber Efendimizin: EVİMLE MİNBERİM ARASI, CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇEDİR buyurarak medh ettiği Ravda-i Mütahhara’nın uzunluğu 22 metre, genişliği ise 15 metredir İçerisinde Peygamber Efendimizin namaz  kıldığı  mihrabın da bulunduğu bu beyaz  sütunlu kısım, Mescid’in diğer bölümlerinden ayrılmıştır. Öteki kısımların sütunları vehalı  renkleri ayrı olduğu için rahatça bilinebilmektedir.

Mescid-inebevi_plan

 

Mescid-i Nebevi’nin Sırları

PEYGAMBER MESCİDİNDEKİ SÜTUNLAR

peygamber_mescidi   1-  Toplantı Sütunu

Hücre-i Saadet ile Ravza arasındaki bir nolu sütundur. Hz. Peygamber bu direğin bulunduğu yerde Medine’ye gelen heyetleri, elçileri ve misafirleri kabul ederdi.Ayrıca ashabın ileri gelenleri ile de burada toplanır ve önemli kararları burada alırdı.Bu nedenle buraya Heyetler Sütunu da denir.

2 –Muhafız Sütunu

Toplantı sütununun güney tarafındaki iki nolu sütundur. Hz. Ali ve emrindeki sahabeler Hz. Peygamberi korumak için burada otururlardı. Hz. Ali, Peygamber efendimizin özel muhafızlığını yapardı. Hz.Ali ile ilgili hatıralar taşıyan bu sütuna Ali Sütunu da denilir.

Maide Suresinin 67. ayeti nazil olunca Rasulullah Efendimiz evinden çıkmış ve müminlere “Ey insanlar beni korumak için bir daha buraya gelmeyin, bundan böyle beni Allah (CC) koruyacaktır” demiştir. 

Maide Suresi 67. ayetin meali: Ey resul rabbinden sana indirileni tebliğ et şayet bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah kâfirler topluluğunu hidayete eriştirmez.

   3 – İtikaf Sütunu
Muhafız sütununun güney tarafındaki üç nolu sütundur. Hz. Peygamber Efendimizin itikafa girdiği yerdir.Peygamber Efendimiz burada hurma dallarından ve yapraklarından yapılan bir sedirde oturur, ibadet eder ve istirahat ederlerdi. Peygamberimizin İtikafa girdiği bu yere Serir Sütunu da denir.

   4 -Tevbe Sütunu (Ebu Lubabe Direği)

tovbe_diregi

Muhafız sütununun batı tarafındaki ilk sütundur. Hendek savaşında Mekkeli müşrikler Müslümanlarla savaşmak için Medine’yi kuşatmışlardı. Medine’de yaşayan Yahudi Beni Kureyza kabilesi Medine’yi savunmak için Müslümanlar ile anlaşma yapmışlardı. Yahudiler savaş başladıktan sonra Müslümanlarla anlaşma yapmalarına rağmen hainlik yaparak Mekkeli müşriklerle işbirliği yaptılar.

Hendek savaşının sonunda Müslümanlar galip gelince Hz. Peygamber Yahudilerin bu tutumuna çok kızdı ve bunlara ceza verilmesini istedi. Yahudiler kendilerine nasıl bir ceza verileceğini öğrenmek için sahabeden Ebu Lubabe ile istişare yaptılar. Bu ara Ebu Lubabe farkında olmadan kendilerine nasıl bir ceza verileceği gibi bazı önemli bilgileri Yahudilere söyledi.

Ebu Lubabe birden hata yaptığını ve Hz. Peygambere ihanet ettiğini anlayınca Mescidi Nebeviye geldi ve kendisini bir direğe bağlayarak Allah tarafından tövbesi kabul edilene kadar hiçbir şey yiyip içmeyeceğine dair yemin etti. ALLAH (CC) 7 gün sonra Ebu Lubabenin tövbesini kabul etmiştir ve bu konu ile ilgili Enfal Suresi 27. ayet nazil oldu. Bunun üzerine bizzat Hz. Peygamber Ebu Lubabeye tövbesinin kabul edildiği müjdesini vererek iplerini çözdü. Bundan dolayı bu sütuna Tevbe Sütunu denir.

Enfal Suresi 27. Ayet Meali: Ey iman edenler Allah ve resulüne ihanet etmeyiniz. Emanetlere de ihanet etmeyiniz.

 5 – Hz. Ayşe Sütunu (Muhacirin Direği)

Hücre-i Saadet tarafından üçüncü ve minber tarafından üçüncü olan sütundur. Hz. Ayşe validemizin bildirdiğine göre Hz. Peygamber burası Mescidi nebevinin en önemli noktalarından biridir demiştir.

Peygamberimiz (SAV) kıblenin değiştirilmesinden sonra iki yada üç ay süreyle bu sütunun olduğu yeri mihrap olarak kullanmıştı.Daha sonra ise Muhallaka sütunun bulunduğu yer mihrap olarak kullanılmıştır.

Hz Ayşe’nin rivayet ettiği bir başka hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. “Mescidimde bu sütunun yanında bir yer vardır ki, insanlar onun faziletini bir bilselerdi orada namaz kılabilmek için aralarında yarışırlardı’’ Ayrıca Mekke’den gelen muhacirler burada toplanır ve bir araya gelirlerdi. Onun için buraya Muhacirin Sütunu da denir.

6 – Muhallaka Sütunu (Ağlayan Kütük)

Peygamber mihrabının bitişiğindeki sütundur. Mescidi  Nebevi, ilk inşa edildiği zamanlarda Peygamber efendimiz hutbesini buradaki bir hurma kütüğüne dayanarak okuyordu. Bu kütük yıllarca Sevgili Peygamber(sav)’in sesini ve nefesini dinlemişti. Mescide Cuma namazını kılmak için gelenlerin sayısı günden güne artmaktaydı. Cemaatten birisi Peygamber Efendimize Ya Rasulullah! Cemaat gün geçtikçe daha da artıyor.Arka tarafta namaz kılanlar seni görmekte ve sesini duymakta zorluk çekiyorlar.Dilerseniz size bir minber yapalım.Siz de onun üzerine çıkarak cemaate seslenin. Hz.Peygamber bu fikre sıcak baktı ve sonraki cumaya üç basamaklı bir minber yapıldı.Hz.Peygamber hutbe okumak üzere minbere çıktığı esnada mescidin içerisinde ağlama sesine benzer bir inilti duyulur Herkes mescidde  iniltinin nereden geldiğini ararken bu iniltilerin hurma kütüğünden geldiği fark edilir. Belliki kuru hurma kütüğü bile onun ayrılığına dayanamamıştır.Bunun üzerine Sevgililer Sevgilisi(sav) minberden iner, o kütüğün yanına gelir, okşar, teselli eder ve cennette dikilip sonsuza kadar müminlere hurma verecek bir ağaç olacağını müjdeler. Kütüğün inlemeleri yavaş yavaş azalır ve susar… Peygamber(sav)’imiz daha sonra tekrar minbere çıktı ve  hutbesini irad etti ve Allah’a hamd-ü senada bulunup şöyle dedi: Doğrusu şu hurma kütüğü benim ondan ayrılışıma dayanamadığı için ağladı ve bana olan özleminden inledi.Vallahi yanına varıp onu teskin etmeseydim iniltisi kıyamete kadar kesilmeyecekti.Hasan Basri(ra), yıllar sonra bu olayı anlatırken ey Müslümanlar kuru kütük bile ALLAH elçisinin sevgisinden, hasretinden ağlayıp inliyor… YA SİZ İNSAN OLARAK NE YAPIYORSUNUZ de

MİHRAPLAR

ebu-hanife_mihrabimihraplar_1mihraplar_2

Mihrabı Nebevi

 Peygamber Efendimizin mihrabıdır.  Peygamberimizin zamanında mescitte mihrap yok idi. Hicri 91 yılında Emevi Halifesi Ömer Bin Abdülaziz, Peygamberimizin namaz kıldırdığı bu yere mihrapların en güzeli olan Mihrab-ı Nebevi’yi yaptırmıştır. Bu mihrapta yada yakınınında namaz kılmak, kılabilmek ne büyük bir heyecandır, ne büyük bir mutluluktur. Allah (CC) herkese nasip etsin İnşallah.

 Hz. Osman Mihrabı

 Mescidin kıble tarafındaki duvarında bulunmaktadır. Hz. Osman (R.A.) Mescidin genişletilmesinden sonra bu noktada namaz kıldırmaya başlamıştır. Ömer Bin Abdülaziz tarafından yapılmış olup günümüzde halen namaz kıldırılan yerdir.

 

Hanefi Mihrabı

 Minberin sağ tarafından 2. ve 3. sütunun arasında kalan mihraptır. Hanefi İmamlarının namaz kıldırdığı mihrap olduğu için bu adla anılmıştır. Hicri 860 yıllarında Doğan Şehy tarafından yapılan mihrap daha sonra Hicri 938 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yenilenmiştir.


Teheccüd Mihrabı 

 Hücre-i Saadet’in kuzey duvarına bitişik olan bölüm olup  Peygamber Efendimizin teheccüd namazını kıldığı yerdir. İşte kutsal toprakları ziyaret edenler için bir fırsat daha, Sevgili Peygamberimizin teheccüd namazı kıldığı yerde sizde teheccüd namazı kılmak istemezmisiniz.

minber

MİNBER

Mescitte önceleri bir hurma kütüğüne yaslanarak cemaate hitap eden Peygamber Efendimiz için Hicretin 7. yılında üç basamaklı bir minber yapılmıştır. Sonraları defalarca değişen ve yenilenen minber son olarak osmanlı Sultanı Üçüncü Murat tarafından 1590 yılında yeniden yaptırılmış ve mescitteki yerine konulmuştur. Bu minber bugün halen kullanılan minberdir.

Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur

 

”Evim ile minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir”

Hadiste geçen yer Hücre-i Saadet ile minber arasındaki yerdir. Allah(cc) herkese burada namaz kılmak ve dua etmek nasip etsin.

Dizilis

sutunlar

 

 

 

HÜCRE-İ SAADET 

Mescidi Nebevi inşa edilirken Peygamber Efendimiz için iki oda yapılmıştı. Bunlardan biri Hz. Aişe’nin odasıydı ve Peygamberimiz son günlerini burada geçirmiştir. Hicri 632 yılında ruhunu teslim eden Resulu Ekrem efendimiz bu odaya defnedildi. Hz. Aişe’nin odası bundan sonra ”Hücre-i Saadet” olarak anılmaya başlanmıştır.

Hz. FATIMA’NIN EVİ 

Hz. Fatıma’nın evi Hücre-i Saadet’in kuzey kısmında bulunuyordu. Ömer Bin Abdülaziz zamanında mescitin genişletme çalışmaları çerçevesinde Hz. Fatımanın evi Hücre-i Saadet’in içine katılmıştır.

Hz. EBUBEKİR’İN EVİ 

Hz. Ebubekir’in evi Hücre-i Saadet’in batı kısmında bulunmaktaydı. Hz. Ebubekir’in evine konuk olup iki rekat namaz kılmak istermisin. Minberin olduğu yerden batıya doğru yürüyün ve sütunları saymaya başlayın, 5. sütunun olduğu yer Hz. Ebubekir Sıddık (R.A) evidir.

SUFFA

Mescid-i Nebevinin kuzey doğusunda yer alır. Burası Resulallah’ın(sas) emri ile üzeri hurma dalları örtülüp gölgelik yapılmıştı. Adınada gölgelik manasına gelen ”Suffa” adı verilmişti. Suffa; kimsesiz, bekar ve fakir müslümanların barındığı ve Kuran eğitimi aldığı bir yer olmuştur. Burada yetişen en ünlü sahabilerden birisi Ebu Hureyre(R.A.) dir.

MÜEZZİN MAHFİLİ

Hz. Osman (R.A.) , Bilali Habeş’in müezzinlik yaptığı yere zeminden yükseltilmiş ve etrafı çevrilmiş bir mahfil yaptırmıştı. Hz. Osman (R.A.) sık sık namazlarını burada kılıyordu. Daha sonra müezzin mahfili olarakkullanılan bu mekan Memluk Sultanı Kayıt Bey zamanında tamamen mermerden yapılarak hizmete devam etmiştir

                                                                            Cennet-ül Baki

Medine-i Münevvere’nin mezarlığıdır. Bu mübarek kabristanda Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbas, torunu Hz. Hasan, damadı ve üçüncü halife Hz.Osman-ı Zinnureyn, halası Hz. Safiye, çocuğu Hz. İbrahim, kızı Rukiye, Fatıma vemübarek hanımları başta olmak üzere sahabe ve tabiundan birçok zevat medfundur.

Bukabristandaki türbeler ve mezar taşları, Medine-i Münevvere, Osmanlı idaresinden çıktıktan sonra yıktırılmıştır. Şimdi etrafı duvarlarla çevrili olan bu kabristan bir tarla görünümündedir. Kıble yönüne göre Mescid-i Nebi’nin soltarafında, hemen yan tarafındadır.

cennet-ul_baki

 

kuba_mescidi   Kuba Mescidi
Peygamberimiz Hz. Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicretleri esnasında, Medine’ye 5 km. mesafede bulunan Kuba’da 14 gün kalmıştı. Bu süre içinde Peygamberimiz orada bir mescid inşa etti ve burada namaz kıldı. Kur’an-ı Kerim’de takva üzere yapıldığı bildirilen ve İslâm âleminde cemaatle namaz kılınmak için yapılan ilk mescid budur. Kuba Mescidini ziyaret etmek ve burada iki veya dört rekat namaz kılmak müstehaptır. Bu mescidin ziyareti ile ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra, başka maksatla değil de sadece namaz kılmak için Kuba Mescidine giderse umre sevabı alır.”(12) Hz. Peygamber sağlığında, Cumartesi günleri Kuba Mescidini ziyaret eder ve burada namaz kılardı.

mescid-i_omer

     Mescid-i Ömer (R.A)

Gamame mescidinin 105 adım sol ön kısmındadır. Mescid-i Nebi’den        530 adım   uzaklıktadır. Hz. Ömer (R.A) ın evi burası olup devlet reisliğini bu     mescidin olduğu yerden (evinden) yapmıştır.

 

 

 

mescid-i_ebubekir

  Mescid-i Ebu Bekir (R.A)


   Gamame mescidinin 20 adım sağ arka kısmındadır. Mescid-i Nebi’den 445 adım

uzaklıktadır. Giriş kapısının üzerinde Osmanlı Tuğrasını görmek mümkündür.

 

 

 

mescid-i_ali Mescid-i Ali (R.A)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bayram namazlarını kıldırdığı yerlerden biridir. Efendimiz, Gamame Mescidinin bulunduğu yerde bayram namazlarını kıldırmadan önce, bayram namazlarını burada kıldırmıştır.

Mescid-i Nebevi’den 290 m uzaklıktadır. 1662’de Medine’yi ziyaret eden Ebu Salim el- ayyaşı, Hz. Peygamber’in muhtelif yerlerde bayram namazı kıldırdığını bunlardan üç tanesinin meşhur olduğunu kaydeder. Bunlardan birisi de Mescid-i Ebu Bekir’in hemen  kuzeyinde, Hz. Osman evinde isyancılar tarafından kuşatıldığında Hz. Ali’nin Medine musallasında bayram namazını kıldırdığı yerdir. ilk defa Ömer b. Abdülaziz tarafından inşa edilen Mescid-i Ali, 1990’da 882 m2’lik bir alan üzerine eski tarzına benzer bir şekilde yeniden inşa edilmiştir.

mescid-i_kiblateyn    Mescid-i Kıbleteyn

İslam’ın ilk yıllarında namazlar, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya doğru kılınıyordu.
Peygamber Efendimiz Kıble’nin Kâbe olmasını, yani namazların Kâbe’ye dönülerek kılınmasını çok arzu ediyor ve bu konuda Allah’tan gelecek emri bekliyordu. Hicretten 18 ay kadar sonra Şaban ayının 15. günü (Berat Kandilinde) Hz. Peygamber, Seleme oğulları mahallesinde öğle veya ikindi namazının farzını kıldırdığı esnada, ikinci  rekatın sonunda aşağıdaki âyet-i kerime indi: “… Seni elbette, hoşlanacağın kıbleye döndüreceğiz. O halde hemen Mescid-i Haram’a (Kâbe’ye) doğru dön. (Ey mü’minler) siz de nerede olursanız olun, (namazda) oraya doğru dönün.

 

cuma-mescidi

Cuma Mescid-i

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in  Medine’ye gelirken  durduğu Rânunâ denilen  yerde, öğle namazı vakti gelmişti. Burada yanında bulunanlarla birlikte Cuma namazı kıldı ve hutbe okudu. Peygamberimizin ilk defa kıldığı Cuma namazı budur. İlk okuduğu hutbe de burada okuduğu hutbedir. Şimdi bu yerde “Mesci-i Cuma” adıyla büyük bir cami bulunmaktadır.

 

 

 

 

gamame-mescidi  Gamame Mescid-i

Sevgili Peygamberimiz, Mescid-i Nebevi’ye 500 metre uzaklıkta bulunan bu alanda, bayram namazlarını kıldırır ve yağmur duası yaptırırdı. Bu alana, Musalla yani namaz kılınan açık alan ya da namazgâh manasına gelen Mescid-i Musalla adı verilmişti.

Peygamberimiz (s.a.v.) bayram namazı kıldırırken veya yağmur duası  yaptırırken kendisini bir bulutun takip etmesi ve gölgelemesi üzerine Musalla Mescidine       bulut manasına gelen Gamame Mescidi adı verilmiştir.

Gamame Mescidi ilk olarak Ömer bin Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı Sultanı I. Abdülmecit tarafından çok kubbeli ve minareli olarak yeniden inşa edilen mescit, Sultan II. Abdülhamit tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir.

Dikdörtgen yapı şeklinde ve birbirinden farklı büyüklükte 10 kubbeden oluşan mescit, havadan bakıldığında bir bulut görünümündedir. 

bilal-i_habesi_mescidi   Bilâl-i Habeşî  Mescid-i

Peygamber efendimizin müezzini.
Bilâl-i Habeşî hazretleri, ilk îmân edenlerden olup, müşriklere karşı Müslüman olduğunu açıkça bildiren yedi kişiden biridir. Müslüman olmadan önce, Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinden Ümeyye’nin kölesi idi.

 

 

 

ebi_zer_mescidi Ebî Zer Mescid-i ( Secde Mescid-i )

Mescid-i Nebevînin 900 m. Kuzeyine düşen bu mescide Ebu Zer mescidi dendiği gibi secde mescidi de denir. Abdurrahman bin Avf diyor ki Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu noktada kıbleye yöneldi ve secdeye kapandı secdeyi çok uzattı. Kalkınca ya Rasullellah secdenizi çok uzatınca korktum. Allah ruhunuzu aldı zannettim dedim. Oda bana Cibril geldi ve şu müjdeyi verdi. “Allah c.c. sana kim salat ederse ben de ona salat ederim, kim selam verirse ben de ona selam veririm buyuruyor deyince ben de Allaha şükür secdesi yaptım’’ buyurdular. Bu mescide şükür mescidi de denir.

 

hz-osman-b-affan-mescidi  Hz. Osman B. Affan (RA) Mescid-i

Dört büyük halîfenin üçüncüsü olan Hazret-i Osman (ra); hayası, takvası, cömertliği ve itaatkarlığıyla bilinen büyük sahabelerden biridir. Kur’an denince ilk akla gelen ve Kur’an okurken şehid edilen Hz. Osman (ra) Peygamber Efendimiz (sav)’in en çok sevdiği sahabelerdendir. Tebük seferinde gösterdiği fedakârlık karşısında Peygamber Efendimiz (sav), Bundan sonra Osman’a işledikleri için bir sorumluluk yoktur” demiştir.     Hakkında âyet nâzil oldu, Peygamber Efendimiz (sav)’in yaptırdığı mescid zamanla Müslümanlara dar gelmeye başladı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: “Bizim mescidimizi bir zirâ genişleten Cennete gider.” Hz. Osman (ra) dedi ki, “Yâ Resûlallah, malım mülküm sana fedâ olsun! Mescidi genişletme işini üzerime alıyorum.” Hemen işe koyulan Hz. Osman, Mescid-i Haram’ın çevresindeki arsaları satın alarak mescidin alanını genişletti. Onu süslü taşlarla yeniden inşa etti. Taş sütunlar dikerek tavanını sac (bir cins ağaç) ile kapattı. (Suyûtî)

Bunun üzerine, “Allah’ın mescidlerini, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.”(Tevbe sûresi, 18) âyeti nâzil oldu.

fadih-mescidi  Fadih Mescid-i (Beni Ennadir  Mescid-i)

Bu mescide beni ennadir de denir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) onlarla antlaşma yapmış ama her zaman oldu gibi Yahudi ahlakı bu antlaşmaya sadakat göstermediler. Daima Müslümanlara hiyanet ve hile yapıyorlar hatta Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) i öldürme teşebbüsünde bile bulundular. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de onarlı muhasara etti ve Medine-i Münevvere den çıkmalarına izin verdi. Bu Mescid Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in muhasara esnasında namaz kıldırdığı yere inşa edilmiştir. Bundan dolayı buraya mescidi beni ennadir denir.

Başka bir cihetten ise bu muhasara esnasında içkiyi yasaklayan ayet burada nazil oldu. Müslümanlarda ellerinde ki içkileri burada döktüler. Döktükleri içkilere fadih denirdi. Ondan dolayı buraya fadih mescidi de denmiştir.

icabe-mescidi İcabe Mescid-i (Muaviye Mescid-i)

Sahihi Müslimde rivayet edilen bir hadisi şerifte Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyorlar: “rabbime üç duada bulundum bunlardan ikisini kabul etti birini etmedi. Rabbimden ümmetimi kıtlıkla helak etmemesini istedim kabul etti. Yine rabbimden ümmetimi tufanla helak etmemesini istedim bunu da kabul etti. Birde ümmetimi kendi içinde bölmemesini, bir birine düşürmemesini istedim bunu kabul etmedi.” Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu duayı bu mescidin bulunduğu yerde yapmıştır bundan dolayı bu mescide duanın kabul olması manasına icabe mescidi denmiştir. Ayrıca bu mescid beni muaviye kabilesinin içinde olduğu için Benî Muaviye mescidi de denmiştir. Ancak bu gün icabe mescidi diye anılmaktır.

Bu mescid bu gün şarii sittin denilen cadde üzerinde bulunmaktadır. Binası yenilenerek genişletilmiştir. Mesahası takriben 1000m² dir.   

Anberiye Mescid-i ( Hamidiye Cami )

anberiye_1anberiye_2anberiye_3

 

 

 

 

 

Anberiye cami, Osmanl Sultanı II. Abdülhamit tarafından Medine Gar binasının tam karşısına yaptırılmıştır. Osmanlı mimarı tarzının tüm özellliklerini yansıtan cami, iki minareli olarak yapılmıştır. Anberiye Cami, diğer Osmanlı eserleri gibi kapısına kilit vurulmuş ibadete açılmayı beklemektedir.

Medine Garı  ( Osmanlı Tren İstasyonu )

medine_gar

Hicaz Demiryolunun son durağı olan Medine Garı, Sultan II. Abdülhamit tarafından Medine’de yaptırılan anıt eserlerden biridir. Muhteşem gar binası Osmanlı İmparatorluğu’nun acılı alın yazısına benzer şekilde mahzun ve hüzünlü bekleyişini sürdürüyor.

Sevgili Peygamberimizin ruhaniyeti rahatsız olmasın diye Medine şehir girişine yapılan gar binası ve gürültü çıkarmasın diye raylara keçe döşenmesi ecdatımızın Peygamber sevgisini gösteren sadece iki örnektir. Allah onlardan razı olsun.

Peygamber Mescidine 15 dakika yaya uzaklıkta bulunan Medine Gar’ını 2009 yılında ziyaret ettiğimiz zaman restorasyon çalışması vardı, gar bekçisini ikna edip içeri girdik ve resimlerini çektik.

sukya_mescidi Sukya   Mescid-i

Amberiyede bulunan tren istasyonun içerisinde üç kubbeli küçük bir mesciddir. Alanı 65 m²  dir. Bu yere sukya mahallesi saadın yeri denir. Bundan dolayı da bu mescide sukya mescidi denmiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Bedir muharebesine giderken burada orduyu denetlemiş, küçük gördüğü sahabilerin çocuklarını geri çevirmiş ve burada bulunan sukya kuyusundan abdest alıp su içmiştir. Ve yine meşhur ehli Medine için olan duasını burada yapmıştır. Bu duada ehli Medine için bereketle dua etmiş ve Medine-i Münevvere yi Mekke gibi harem ilan etmiştir. Hz Ömerin de Hz. Abbasın elini tutarak onun yüzüsuyuna yağmur duasına çıkma hadisesi burada olmuştur. 

beni-kurayza-mescidi Beni Kurayza Mescid-i

Bu mescidin Benî Kurayza diye isimlendirilmesin nedeni Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)Benî Kurayzayı kuşatma esnasında namazları burada kıldırmasındandır. Beni Kurayza Medinede ikamet eden Yahudi kabilelerdendi. Hendek harbinde Müslümanlara ihanetlerinden dolayı efendimiz onları muhasara etti. Bu gün vatani hastanesi ile Zehra hastanesi arasında bir mevkidedir.

 

seyhayn-mescidi Şeyhayn Mescid-i
    Seyyidüşşüheda yolundan gelirken  mescidil mustarahtan 300 m. ileride sağda dır. Bu  mıntıkaya şeyhayn dendiğinden bu mescide de o yerin ismi verilmiştir. Uhud savaşına giderken Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) burada gecelemiş ve burada ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılmıştır. Ordusunu burada gözden geçirmiş yaşı küçük sahabileri geriye göndermiştir. Münafıkların başı Abdullah bin übey bin selul Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in kendisini Medinede kalma hususunda dinlemediği gerekçesiyle beraberindeki 300 kişi ile bu şeyhayn mescidine yakın bir yerde ordudan ayrılarak geriye dönmüştür. Bu mescide Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in iki zırhından birini burada giydiğinden dolayı dır’ (zırh )mescidi de denir. Bu günkü bina Osmanlı yapısıdır.

mustarah-mescidi Mustarah  Mescid-i

Beni hârise mescidi de denen bu noktada Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) uhud savaşından dönerken istirahat buyurmuşlardır. Bundan dolayı istirahat edilen yer anlamında mustarah denilmiştir. Ayrıca Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) uhud şehidlerini ziyarete giderken burada namaz kılmış ve istirahat etmiştir. Eski Mescid yıkılmış ve yerine yeni bir bina inşa edilmiştir. Ahzab savaşında kazılan hendeğinde buradan başladığı söylenmektedir.

beni-dinar-mescidi

 Beni Dinar Mescid-i ( Mugaysile Mescid-i)

Bu mescid de sahabe zamanından beri bulunan bir mesciddir. Hazrecin Benî Dinar kabilesi içerisinde olduğundan bu ismi almıştır. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu mescidde namaz kılmıştır. Bu mescide muğaysile mahallesinde olmasından muğaysile mescidi de denmektedir. Burada da beş vakit namaz kılınmaktadır.

 

 

 

 

beni-zafer-mescidi

  Beni  Zafer  Mescid-i

Medine ehlinden benî zafer kabilesi içerisinde olduğundan Benî Zafer mescidi denmiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) zamanından beri var olan mescid maalesef bu gün yoktur. Ancak yeri bellidir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu mescide gelmiş Abdullah bin Abbas’a Kur’an okumasını emretmiş, o da Nisa Suresini okumaya başlamış (فكيف اذا جئنا من كل امة بشهيد و جئنا بك على هؤلاء شهيدا)  ayeti kerimesini okurken burada yeter demiş ve Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) in gözlerinden yaşlar dökülüyordu.

 

 

meserebeti-ummu-ibrahim-mescidi Meserebeti Ümmü İbrahim Mescid-i

Mesrebe bahçe ve ya bostana verilen bir isimdir. Tarihi kaynaklarda, Peygamberimizin(S.A.V) mübarek hanımları Hz. Mâriye (R.A) validemiz oğlu İbrahim Efendimizi(R.A) bu mevkide doğurmuştur. Bazı tarihçiler avalide bulunan bu bahçenin de Mâriye (R.A) validemize ait oldugnu yazmaktadırlar. Nitekim efendimiz Hz. Mâriye (R.A) validemizi ziyarete giderler ve evinin odacığında namaz kılarlardi. Yakın bir zamana kadar çamur ve topraktan oluşan ev bu gün yıkılmış ve  avail mevkiinde  duvarlarla çevrili bir mezarlığın içindedir.

 

 

tevbe  Tevebe (Nûr Mescidi ve Kuyusu)

Medine usbe bolgesinde bulunan bu mescid peygamberimizin hicret esnasinda ilk durakladigi mekanlardan birisidir,evs kabilesinden beni cahacaba ogullarinin yurdunda olan bu mescidde peygamberimiz namaz kilmislar,ve hemen kible yonunde bulunan hecim kuyusundan su icmislerdir, ibni zebaleden rivayetle bu mescidin ozel konularindan biride useyyid bin hudayr ile ubbad bin bisr peygamberimizi ziyaret etmisler gece buradan ayirilirken sevgili peygamberimiz kendilerine bir asa takdim etmis ve efendimizin mucizelerinden biri o asa bir isik gibi yollarini aydinlatarak yollarini rahat bulmalarina sebep olmustur.

 

 

Sebk Mescid-i

Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) zamanında cihada hazırlık amaçlı at yarışlarının yapıldığı yerdir. Yakın zamana kadar ayakta olan mescid hicri 9. asırda yapılmıştır. Çevre düzenlemesi nedeni ile yıkılan mescidin akıbeti henüz meçhuldür.

Uhud Dağı ve Okçular Tepesi

uhud-dagi_okcular_tepesiuhud_komuta_merkezi

Mescidi Nebevi’nin kuzeyinde olup yaklaşık 5 km uzaklıktadır.

Uhud dağı, Hicretin 3. yılında müşrikler ile Müslümanlar arasındaki Uhud savaşına sahne olmuştur. Allah Resulü, Uhud savaşında zırhını giymiş ve ordusunun başına geçerek savaşta uygulayacağı taktikleri vermiştir.

Savaştan önce İslam ordusundaki 50 kişilik okçu birliğini dağın vadisini kontrol etmek üzere Okçular tepesine yerleştirmiş ve bunlara yensekte yenilsekte hiçbir şekilde yerinizden ayrılmayacaksınız diye talimat vermişti.

   İslam ordusu, savaşın başında müşrikleri bozguna uğratmıştı. Bu durumu gören okçular tepesindeki okçuların büyük bir kısmı peygamberimizin sözünü dinlemeyerek nasıl olsa savaşı kazandık diyerek yerlerini terk ederek aşağı indiler. Müşriklerin bir kısmı bu durumu görünce tekrar toplandılar ve okçular tepesinden geçerek arkadan İslam ordusuna saldırdılar. İslam ordusu bu yüzden büyük zayiat vermiş,Hz Hamza şehit olmuş ve sevgili peygamberimizin dişi kırılmıştı.

Uhud, sahabe için büyük bir imtihan ve büyük bir dersti. Peygamberimizin sözüne itaat edenler şehitliği tercih etmişler, itaat etmeyenler ise İslam ordusunun büyük bir kayıp vermesine neden olmuşlardı.

Bütün bu acı hatıralara rağmen Hz. Peygamber ‘’Uhud bizi sever, bizde Uhud’u’’diyerek müşriklerin yoğun saldırıları esnasında sığındığı dağa vefa gösteriyordu.

YEDİ   MESCİTLER  ( HENDEK )

yedi_mescit_3yedi_mescit_2yedi_mescit_1

Kureyş, Hayber, Gatafan, Fezare ve Esed Oğulları gibi müşrik, Yahudi ve münafık gruplardan oluşan ve sayıları on bini bulan müttefik kuvvetlere karşı yapıldığı için “Ahzâb Savaşı”; Selman-i Fârisî’nin İran tecrübesiyle getirdiği teklif sonucu Medine’nin etrafına kazılan hendekten dolayı da “Hendek Savaşı” diye anılan bu savaş, Hicretin 5. yılında meydana gelmiştir. Bir süvarinin geçemeyeceği derinlik ve genişlikte kazılan, Medine’nin hurmalıklarla kaplı bulunmayan cephesini çevreleyen ve hayli uzun olan bu hendeğin kazılması birkaç hafta sürmüş. Hz. Peygamber de, ashabıyla beraber üstü başı toprak oluncaya kadar hendek kazmıştır. Hendek’ten çıkartılan toprak, Müslümanlar için siper olduğundan, ne karşıdan bir at geçebilmiş, ne atılan oklar isabet edebilmişti. Seksenli yıllara kadar bu hendekten bazı kesitler mevcut iken, maalesef günümüze kadar korunmamış ve üzerine asfalt dökülmüştür.

Müslümanlara Yüce Allah’ın yardımının somut bir şekilde ulaştığı yerlerden biri de bugün Yedi Mescitler olarak bilinen mescitlerin bulunduğu bu bölgedir. Hendek savaşının yapıldığı yerde Hz. Peygamberin ve ileri gelen sahabilerin namaz kıldıkları, dua ettikleri noktalara bu küçük mescitler yapılmıştır. Günümüzde birkaç tanesi hariç diğerleri kaldırılmış bulunmaktadır. Halen bu alana büyük bir cami yapılmıştır.

Savaş hazırlığını önceden haber alan Allah Resûlü (s.a.s.), sahabe-i kiram ile istişarede bulunmuş, Selman-ı Farisî’nin tavsiyesiyle müşriklerin Medine-i Münevvere’ye girmelerine engel olmak ve müdafaa savaşı yapmak için, Medine’nin batısında bir hendek kazılmasına karar vermiştir. Selman-ı Farisî’nin görüşü ile kazılan hendek, 5.5 km. uzunluğunda, 9 metre genişliğinde ve 4.5 m. derinliğinde idi. Hendek kazma işinde Allah Resûlü (s.a.s.) de bizzat ashabıyla beraber çalışmış ve onları teşvik etmiştir. Kur’ân-ı Kerim’in otuz üçüncü sûresi olan Ahzâb sûresi adını bu savaştan almıştır.

Önceden kadınları ve çocukları muhkem yerlere yerleştirerek tedbir alan Müslüman ordusu, 3000 kişiden oluşuyordu.

Hendekle ilk defa karşılaşan müşrikler şaşkına döndüler. Hendek atlanamayacak kadar genişti. İslâm askerleri karşıdan kontrol ediyordu. Hendek savaşı esnasında çok bunalan müslümanlara Allah’ın yardımı yetişmiş, Yüce Allah onları görünmeyen ordularla desteklemiştir. Sonunda uzun bir harp için hazırlıksız olan müşrikler, havanın soğuması, hayvanlarının yemlerinin bitmesi ve Allah’ın müslümanlara olan yardımı neticesinde, bu işten vazgeçip muhasarayı kaldırarak geri dönmek zorunda kalmışlardır.

Şüphesiz Hendek Savaşı’nda da alınacak birçok dersler vardır. Hz. Peygamber her zaman olduğu gibi, burada da tedbiri elden bırakmamıştır. Gerekli stratejiye başvurmuş, önerilen makul teklifi kabul etmiş, ashabıyla birlikte bizzat hendek kazmış, Yahudi kabilelerinin desteğini engellemeye çalışmıştır. Bazı orduların alt taraftan, bazılarının üst taraftan geldiğini gören sahabenin, şaşkınlıktan gözlerinin kaydığı, korkudan yüreklerinin ağızlarına geldiği, kötü zanlara kapıldıkları ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldıkları (Ahzâb, 9-12) 24 gün süren bu savaşta, şiddetli rüzgâr ve görünmez ordularından oluşan ilahî yardım yetişmiş ve yaklaşık bir ay boyunca hayli bunalan müslümanları kurtarmıştı. Rüzgâr ve kum fırtınası karşısında telef olma korkusuyla düşman geri çekilmiş, farklı gruplar dağılmış ve Hendek Savaşı en az zararla atlatılmıştı.

Hendek Savaşı’nın yapıldığı bu mekânlar ziyaret edilirken, dünyanın çeşitli ordularının daha güçlü ittifaklarla, İslâm dünyasının çeşitli bölgelerinde benzer savaşlar yaptığını, ancak ne o bölgelerdeki müslümanların, ne de diğer müslümanların ilahî yardıma nail olabilecek gerekli tedbirleri alamadıklarını, birlikte olamadıklarını, yeni hendekler kazmak şöyle dursun, tam tersine birbirlerinin kuyularını kazmaya çalışmalarının nedenleri üzerinde düşünmek gerekmektedir. Bunalan müslümanları kurtaran bu şiddetli rüzgârların, o görünmez orduların asrımızda niçin yitirildiğini de orada düşünmek gerekir

   33.Ahzâb, 9-12

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رٖيحًا وَجُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا وَكَانَ اللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرًا

اِذْ جَاؤُكُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللهِ الظُّنُونَا

هُنَالِكَ ابْتُلِىَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالًا شَدٖيدًا

وَاِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذٖينَ فٖى قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللهُ وَرَسُولُهُ اِلَّا غُرُورًا

Yâ eyyuhellezîne âmenuzkurû niğmetallâhi aleykum iz câetkum cunûdun feerselnâ aleyhim rîhav ve cunûdel lem teravhâ, ve kânallâhu bimâ tağmelûne basîrâ.
İz câûkum min fevgıkum ve min esfele minkum ve iz zâğatil ebsâru ve beleğatil gulûbul hanâcira ve tezunnûne billâhiz zunûnâ.
Hunâlikebtuliyel mué’minûne ve zulzilû zilzâlen şedîdâ.
Ve iz yegûlul munâfigûne vellezîne fî gulûbihim meradum mâ ve adenallâhu ve rasûluhû illâ ğurûrâ.

Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı.

fatih-mescidi Fatih  Mescid-i ( Ahzab  Mescid-i )

Bu mescid bu gün yedi mescidler diye bilinen mescidlerden biridir. Aslında o mescidlerden Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) veya sahabiyle ilgisi olan tek mescid de budur. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ahzab harbinde düşmanlara burada uzunca beddua etmişti. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) burada üç gün dua etmişti. Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri…Çarşamba günü öğle ile ikindi arasında yaptığı dua kabul olmuş ve ahzab denilen müşrik ordusu darmadağın olmuştu. Sel’ dağının bir kenarında bulunan bu mescide fetih mescidi dendiği gibi ahzab mescidi de denir.
beni-haram-mescidi  Beni  Haram  Mescid-i
Sahabi zamanında yapılmış bir mesciddir. Ensar kabilelerinden hazrec kabilesinin benî haram kolu burada oturduğundan bu mescide benî haram mescidi denmiştir. Mescidin yerinin Cabir ibn abdillah’a ait olduğu rivayet edilir. Burada hendek savaşında meşhur yemek bereketi mucizesi meydana gelmiştir. Cabir Radıyallahu anhu Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)i ve birkaç kişiyi hazırladığı yemeğe davet eder. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de hendekte bulunan herkesi bu yemeğe çağırır ve yemeği bin kişiye yakın kimse yer ve yemek artar. Halen beş vakit namaz kılınmakta olan bu mescid mahalle mescidlerinden biri olarak addedilmektedir

raye-mescidi Raye Mescid-i ( Sancak / Bayrak Mescid-i )

Hendek savaşında zübab dağının üzerine savaşı takip ve komuta etmesi için Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) e çadır kurdular. Cihadı ilan etmek manasına Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)in sancağı buraya dikildi. Bu yere daha sonra mescid inşa edildi. Raye mescidi diye adlandırıldı. Raye sancak demektir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hendekte çıkan kayayı bir mucize olarak parçalaması da buraya yakın bir yerde olmuştur.  Bu gün burası uyun yolu başlangıcındadır. 

 

 

gars-kuyusu GARS  KUYUSU        

 

Bir diğer kuyu Medîne’ye dörtbeş kilometre mesafedeki Kûba köyündeki Gars kuyusudur, Resûlullah (S.A:V) devesini orada indirmiş, sudan içmiş ve: هِىَ عَيْنٌ مِنْ عُيُونِ الْجنَّةِ “Bu, cennet gözelerinden bir gözedir” buyurmuştur.

Ebû Eyyûb el-Ensârî (radıyallâhu anh)’nin evinde misafir iken Hz. Enes (radıyallâhu anh)’in peder-i muhteremleri Mâlik İbnu’n-Nadr’ın kuyusundan tatlı su getirilmiştir. Kendi evine yerleşince hizmetçisi Enes, Sükyâ’dan getirir olmuş diğer bir hizmetçisi Rabâh, bazan Gars, bazan da Sükyâ’dan su taşımıştır.baska rivayetlerde efendmiz vefat ettiginde bu kuyunun suyu ile 7 kırba ile  gasl edilmesini emretmiştir.

AKİK CENNETTEN BİR VADİ

Hz. Muhammed’in döneminden kalan eserler, yerler ağırlıklı olarak Medine’nin kuzeybatısında. Burada Hicret yoluna paralel olarak Akik Vadisi uzanıyor. Vadi üzerinde pek çok nokta Suudi Arabistan hükümeti tarafından arkeolojik alan ilan edilmiş. Hz. Muhammed bu vadiyi “cennet vadilerinden bir vadi” diye tanımlamış.

cennetten-bir-vadi_1cennetten-bir-vadi_2

Vadideki en meşhur nokta Urve bin Zübeyr’in kasrının bulunduğu yer. Ama onun ötesinde vadinin hemen her yerinde tarihi bir iz bulmak mümkün.

akik-vadisiurve-kuyusu

Hz. Muhammed’in övdüğü Medine vadilerinden bir tanesi de Ranuna Vadisi. Bu vadinin içinde çok sayıda hurmalık ve kuyu mevcud. Bu kuyulardan bir tanesinden Hz. Muhammed’in abdest aldığı biliniyor.        Yine vadideki bir noktada Hz. Muhammed’in devesi Kusva’nın ayak izleri var. Hz. Muhammed, devesinin üzerindeyken Tevbe Suresi nâzil olmuş. Gelen ayetlerin ağırlığına dayanamayan Kusva’nın ayak izleri taşın üzerine çıkmış.

Tevbe Sûresi

Bir diğer ismi “Berâ’e”dir. Medine döneminde nâzil olmuştur. 129 âyettir. 113. âyet Mekkî’dir. Bu sûrenin başında Besmele yazılmamış ve okunmamıştır[1]. En son inen sûredir.

  1. 1. (Bu,) Allah ve Resûlü’nden antlaşma yaptığınız müşriklere ültimatomdur/son bir ihtardır.
  2. 2. (Ey müşrikler!) Yeryüzünde dört ay daha (rahatça) dolaşın. Ama bilin ki siz, Allah’ı aciz

bırakamazsınız ve Allah mutlaka kâfirleri rezil (ve perişan) edecektir………….

BEDİR   ŞEHİTLİĞİ

bedir-sehitligi-1bedir-sehitligi-2

Bedir Savaşında şehit olan sahabe-i kiramın (Allah onlardan razı olsun) defnedildiği Bedir Şehitliği yüzyıllardan beri mezarlık olarak kullanıldığından geniş bir alana ulasmıştır. Şehitlik içine ziyaretçi kabul edilmemekte, içeriye ancak yeni defin sırasında girilebilmektedir.
Bilindiği üzere savaş sırasında yaralanan Ubeyde bin Haris RA Medineye dönüş sırasında vefat etmiş Zefiran kuyusu yakınında defnedilmiştir.

Bedir savaşında, altısı Muhacirler’den, sekizi de Ensar’dan olmak üzere 14 şehit verildi.

1- Ubeyde bin Haris R.A.,
2- Umeyr bin ebi Vakkas R.A.,
3- Zü`ş-şimaleyn ibn abdi Amr R.A.,
4- Akil bin Bukeyr R.A.,
5- Mihca bin Salih R.A.,
6- Safvan bin Beyda R.A.,
7- Sa`d ibn Hayseme R.A.,
8- Mubeşşir bin Abdilmunzir R.A.,
9- Yezit bin Haris R.A.,
10- Umeyr ibn Humem R.A.,
11- Rafi bin Mualla R.A.,
12- Harise bin Suraka R.A.,
13- Avf ibn Afra R.A.,
14- Muavviz bin Afra R.A..

Savaşta İlk Şehid Muhacirlerden Mihca b. Salih (r.a.)

Bedir Savaşı’na katılanların cennetlik olduklarını bizzat Resulü Ekrem Efendimiz sav müjdelemişlerdir.Cenab-ı Hakk (c.c.) bizleri onların şefaatine nail eylesin. Amin.

veda-tepesi-1veda-tepesi-2 SENİYYETÜ’L – VEDA   TEPESİ

Medine’nin dışında bulunan bir tepedir. Cahiliyye dev­rinde, Medine’den taşraya gitmek isteyenler buradan uğurlandığı için bu te­peye Uğurlama tepesi anlamına Seniyyetü’l-veda ismi verilmiştir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) Mekke’den Medineye hicret  ettikleri vakit Medineli ensar bu tepelerin üstünde kendilerini karmışlar ve( telal bedru aleyna ) ay doğdu üzerimize veda tepelerinden mısralarını bu tepelerin üstünde okumuşlar ve Peygamberimizle(S.A.V) burada kucaklaşmışlardır. Bu gün bu tepenin üstünde muhkem bir kale vardır ki Medine’nin son Osmanlı Mudafii Fahrettin paşa tarafından gözcü kulesi olarak 1900 yıllarda inşa ettirilmiştir.

mikat-mescidi Mikat  Mescid-i ( Zülhuleyfe Mescid-i )

Ehli Medine’nin ve Medine üzerinden gelen hacıların mikâtı olan Zülhuleyfe mikâtının mescididir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Mekkeye giderken buraya uğrar buradan ihrama girerdi.

Bu mescide zülhuleyfe vadisinde bulunmasından dolayı zülhuleyfe mescidi veya ihram mescidi de denir. Bu mescide ayrıca mescidüşşecara da denir. Şecera ağaç demektir. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bu mikata geldiğinde bu ağacın yanına gelir orada dinlenirdi. Bazen de namazlarını bu ağaca doğru kılardı.

Bu gün eski mescidin yerinde hacıların ihtiyacını karşılayacak mükemmel, muazzam bir mescid yapılmıştır. Bu mescid ihrama girmek için banyo ve tuvaletleriyle, kara yolundan gelenlerin otobüsleri için otoparklarıyla hacılara hizmet vermek için hazırlanmış çok güzel bir kompleks konumundadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published.