Oltu’nun tarih çağı;M.Ö.9.yy.da kaynakların “KHALDİ”olarak belirttiği ama güney komşuları Asurluların URARTU diye adlandırdıkları kavimle başlar.(MÖ.859-612).

Oltu adını tarihte ilk defa Bizans Kayzeri ll.Basil’in1015 yılında Tayk (Çoruh Vadisinin Doğu ve Orta Kesimleri = Yusufeli-Tortum-Narman-Oltu-Şenkaya-Olur) Bölgesini yeniden fethi sırasında, “Ukhti’k” (OLTİ’K=OLTULAR) adı ile görmekteyiz.• Oltu adı, Kıpçakların bir boy veya oymağından gelmektedir. M.Ö.7.yy.da Saka Türk’lerinin Oltu-Tortum-Tavusker bölge sine yerleşerek buralara “TAO’K” adını verdikleri ve kendilerinden bir boy veya oymağın oturduğu kaleye de “OLTU’K”=(OLTULU’LAR) dediklerini Or.Prof. Fahrettin KİRZİOĞLU’nun eserlerinden anlamaktayız. Dört Halifeden biri olan Hz.Osman döneminde,Meselme oğlu Habib komutasındaki ordularca (646) ele geçirilen TAYK ili (Oltu-Tortum-Tavusker) böylece Arapların hakimi yetine girmiştir.
Kıpçaklar, 1068’de Rus knezlerinin müttefik kuvvetlerini yenerek güney Rusya sahasına yerleştiler. 1080’lerde Balkaş gölünden Tuna nehrine kadar uzanan topraklara Kıpçak Eli/Komania deniliyordu.Kıpçakların bir kısmı Kırım’da yerleşirken diğer bir kısmı da daha güneye, Kafkaslara doğru indiler. Kıpçak Eli’nde daha sonraları Altunordu devleti kurulmuştur.Gürcü Kralı II. David, Selçuklulara ve İranlılara karşı savaşacak ordusu olmadığından, Kıpçak Türklerini ülkesine davet etti (1118-1120). Azak Denizi doğusu ve Kafkaslar kuzeyinden gelen 45.000 Kıpçak ailesi, Çoruh-Kür ırmakları boylarına yerleştiler ve güçlü bir ordu kurdular. Gürcistan, bu ordu sayesinde canlandı hatta Tiflis’i Selçuklulardan geri alarak topraklarını Erzurum yakınlarına kadar genişletti.Zamanla Gürcistan’da Kıpçak/Kuman unsuru arttı. Bu topraklara yerleşen ve Gürcülerle din birliği bulunan Kıpçak Türkleri, devletin ordu, siyaset ve maliyesinde çok etkili konuma geldiler. Zamanla güçlenen Kıpçak Atabekleri, 1267 yılında Tiflis’e baş kaldırarak bağımsızlık mücadelesi verdiler. Onların bu faaliyeti İlhanlı Hükümdarı Abaka Han tarafından da desteklendi. Bugün Posof’ta kalıntıları bulunan Cak/Caksu kalesi onların hatırasıdır.
Atabek Ailesinin siyasî faaliyetlerinden Gürcü kaynakları bahsetmektedir: Gürcistan’a gelen Moğollara karşı savaşmak üzere 1266 tarihinde Tiflis’e giden Kıpçak Beyi Caklı Sargis, Gürcü Kralı David tarafından tutuklandı. İlhanlı Kağanı Abaka Han, David’den Sargis Beyi serbest bırakıp kendi yanına göndermesini istedi. Sargis Bey, Abaka Hana, artık Gürcü yönetiminde yaşayamayacaklarını ve bağımsız olmak istediklerini bildirdi. Böylece Abaka Hanın desteğini alan Atabek ailesi, Gürcistan’dan ayrı bir hükûmet oldu.Ahıska Atabekleri hükûmet olduktan sonra Osmanlı Devleti ile iyi münasebetler kurmuşlardır. 1500/1516 yıllarında Artvin, Ardahan, Ahıska Beyi olan Kıpçak Atabeki Mirza Çabuk, 1508’de Trabzon Sancak Beyi Şehzade Yavuz Selim’e kendi askeriyle öncülük etmiş; Batı Gürcistan’ın Osmanlı’ya itaatini sağlamıştır. 1514’te Çaldıran Seferi’nde de Osmanlı ordusuna sefer sırasında, sürülerle etlik koyun, yüzlerce yük yağ, bal ve un vererek yardımcı olmuştur. Onun bu siyaseti, Gürcü kaynakları tarafından eleştirilmektedir.
Atabek Hükûmeti, 310 yıl yaşamış, Anadolu’nun en uzun ömürlü Türk Beyliğidir.Osmanlı fethinden sonra 1595 yılında yapılan sayım sonucu hazırlanan Ahıska Tahrir Defteri’ndeki vergi mükellefi köylü isimlerinden bölge halkının Türklüğü açıkça anlaşılmaktadır: Arslan, Ayvaz, Bayındır, Bekâr, Çabuk, Devletyar, Elaldı, Elalmaz, Emirhan, Gökçe, Kanturalı, Korkut, Murat, Nuraziz, Pirali, Şahmurat, Temür, Ülkmez, Yaralı, Yusuf…
MÖ. VIII. ve VI. yüzyıllarda Kafkasların kuzeyinden güneye geçip Yukarı Kür ve Çoruh boylarına yerleşerek 300 yılında Hristiyan olan Kıpçaklara İlk Kıpçaklar; bu bölgeye XII. yüzyılda gelenlere de Son Kıpçaklar denilmektedir.Bu bilgiler, Ahıska ve çevresinin, ne kadar eski bir Türklük tarihine sahip olduğunu göstermesi bakımından fevkalâde önemlidir.
XVI. yüzyılın başlarında Ahıska Atabekleri Hükûmetinin sınırları Azgur’dan Kars, Artvin, Tortum, İspir ve Erzurum’a kadar uzanıyordu. Bugünkü halk kültüründen de anlaşılıyor ki, Ahıska Türkleri ile Posof, Ardahan, Artvin, Ardanuç, Şavşat, Yusufeli, Tortum, Narman ve Oltu halkı aynı köktendir.1659-1679 yılları arasında Oltu‘ ya “Arslan Paşa” Sancak Beyi olarak atanır.1664 yılında adını taşıyan (bir cami ile etrafında 70 odalı medrese ,bir fetvahane,bir hamam ve bir saraydan oluşan) Külliyeyi yaptırır.1828/1829 Osmanlı-Rus savaşları sonucu Edirne Anlaşması ile Ahıska-Çıldır, Ruslara bırakılınca 1877/1878 Osmanlı –Rus Savaşına kadar Çıldır Sancağının merkezi olmuştur. Halk arasında 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrası imzalanan 1878 tarihli Berlin Anlaşması ile savaş tazminatı karşılığı Ruslara bırakılınca 40yıl süren esaret hayatı başlamıştır. 25 Mart 1918 de Yarbay Mürsel Bey kumandasındaki Osmanlı Ordusu tekrar burasını Osmanlı topraklarına katmıştır. 13 Nisan 1919 da kapatılan “Cenubugarb Kafkas Hükümeti”nin yerine “OLTU ŞURA HÜKÜMETİ” kurulur.Delege Yasin Haşimoğlu Bey bilahare açılan TBMM.toplantılarına bu hükümeti temsilen(Oltu Mebusu ) olarak katılır. 17 Mayıs 1920 tarihinde TBMM.,Yasin beyin önerisini kabul eder ve Oltu,T.B.M. Meclisi tarafından Anavatana İlhak olunur.
Kıpçak Atabeklerinin en önemli unsurunu Zaimoğulları teşkil etmektedir. Atabeklerin bir kısmı Oltu, Sarıkamış, Yusufeli, Çıldır ve Posof bölgesinde kalırken, İshak Paşa’nın Çıldır Beylerbeyliği merkezini Doğubeyazıta taşımasıyla sülalenin bir kolu o bölgeye yerleşmiştir.
Zaimoğulları, diğer önemli Türk boyları gibi kendilerine yurt tuttukları bir çok yerlere kendi adlarını vermişlerdir. Orta Asya’dan başlayan göçle Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdir. Karadeniz Bölgesi’nde ki ilk durakları Artvin yöresidir. Günümüzde Artvin ilinin Arhavi ilçesine bağlı “Suhulet” köyünde halen değişik soy adlarla anılan Zaimoğulları soyundan aileler mevcuttur. Burada kollara ayrılan boy küçük gruplar halinde Anadolu’nun çeşitli yörelerine dağılmıştır. Bu kollardan birisi Trabzon un Çaykara ilçesi Dernekpazarı bucağına bağlı yeni adı Yenice olan ” Zaimler” köyüne iskân etmiştir. Diğer bir kol Sinop üzerinden Boyabat ilçesinin Saraydüzü bucağına kadar gitmiş ve buraya yerleşmişlerdir. Kendi adlarını verdikleri bu yer halen “Zaimköy” olarak idari yapısını sürdürmektedir. Artvin’den ayrılan diğer önemli bir kol ise Gümüşhane, Sivas, Kayseri, Adana, Mersin üzerinden Antalya’ya geçmiştir. Uzun yıllar bu bölgede hayvancılık yapan bu önemli kolun bir kısmı 19.yy.ın ortalarına doğru kışlakları olan Serik ilçe merkez bucağına bağlı yeni adı Gökçay olan “Zaimler” köyüne iskân etmişlerdir. Kolun diğer bir kısmı da Malatya Darende ilçesine ve buradan ayrılan bir bölüntü ise kışlak olarak kullandıkları Adana-Kadirli yöresine iskân etmişlerdir. Halen Adana daZaimoğulları sanıyla anılan bu kol oldukça saygın bir yere sahiptir.Zaimoğulları’nın yıllar süren Karadeniz Bölgesi’nden Akdeniz Bölgesine geçiş yolculukları sırasında kışlak kurdukları birçok yörelerde küçük oba birimleri halinde bölünmüş ve buralarda kökler salmışlar. Güzergâhları üzerinde bulunan önemli bir durak yerleri ise Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Musalla deresi vadisine kurulmuş Kadirli köyüdür. Bu köyün kuzey kesimine uzun süre kışlak kuran bu kolunda bir süre sonra yeniden bölünme gündeme gelir ve burada koldan ayrılanlar olur. Bunlardan bir kısmı yine Gümüşhane’nin (eski adı) Bayana köyüne, daha sonraki yıllarda Sivas ın Yıldızeli İlçesine bağlı Kümbet köyüne ve Kayseri illerine göçerek buralara yerleşmişlerdir.(Aynı soyun Gümüşhane de kalan bölüntüsü 93 harbinde de akrabaları olan Kümbet Köyüne geçici olarak gitmiş ve savaş sonrası tekrar evlerine dönmüşlerdir?
Zaimoğlu Deli İbrahim (Öztürk soyadında)) ile Kardeşi Aziz (Tuncay-Aytekin soyadlarında) uzun süre kışlak kurdukları Gümüşhane Torul ilçesine bağlı Kadirli köyünde kalmış ve bu köyde iskân ettikleri yere mahalli olarak “Zaimli” adını vermişlerdir. (Deli İbrahim Bey, atadan gelen “Zeamet” beratı sahibi Zaim’di. Bu beraat Zaimoğulları’nın tamamı için bir şeref, bir üstünlük belgesiydi. Bu nedenle gittikleri her yerde sözlerini kısa zamanda geçirip sevilip sayılıyorlardı ) Zaimoğlu Deli İbrahim Bey, uzun süre burada yaşamış ve yaptığı evlilikten 3’ü erkek olmak üzere 4 çocuğu olmuştur. Bir süre sonra eşini kaybeden İbrahim Bey 4 çocuğu ile birlikte ortada kalmıştır.Aynı yıllarda, Kadirli’ye yaya bir saatlik mesafede bulunan Coloşhane (Bahçelik) köyünün Toraman adıyla anılan mezrasında yaşayan, eşi genç yaşta vefat etmiş çocuksuz dul bir bayan vardı. İbrahim Bey, oldukça mülk sahibi olan bu dul bayanla evlenir ve bir süre sonra 4 çocuğunu da alarak gelip eşinin mülkü olan Toraman’a yerleşir. Yerin idaresi artık İbrahim Bey’dedir. İbrahim Bey’in 3 oğlundan İsmail ile Tahir uzun süre askerlik yaptıkları için bunlara “Hayta” unvanı takılmıştır. Ortanca oğlu Ahmet ise oldukça mazbut birisiydi. Hicaza gittiği için hacıda olmuştu. Coloşhane bulunduğu yer itibari ile kışları uzun ve oldukça soğuk geçtiği için gerek hayvancılık ve gerekse tarım yapılsa da çok fazla kârlı bir iş değildi. Bu işlerin yanı sıra yeni bir iş daha yapmak gerekliydi. Zira aynı yöredeki köylerde yaşayanların birçoğu Gümüşhane’de işletilen gümüş maden ocaklarında çalışıyorlardı. Maden ocakları yöre için önemli bir gelir kapısıydı.Hem gümüş madeninin çıkartıldığı ocaklarda hem de çıkan gümüşün rafine edilmesi için ihtiyaç duyulan odunun bulunup taşınmasında insan ve hayvan gücüne ihtiyaç vardı. Bu arada ocakların sayesinde yeni yeni yerleşim yerleri gelişiyor ve buralara yapılacak yapılar içinde inşaat sektörünün oluşması kaçınılmazdı. Bu nedenle çevre yerleşmelerde yaşayanlar bu işler için istihdam ediliyordu.İbrahim Bey’in üç oğlu da köydeki işlerinin yanı sıra burada çalışıyorlardı. Gerek Toraman’daki sahip oldukları geniş topraklar bakımından ve gerekse zeamet sahibi bir sülalenin devamı olduklarından devlet katında da itibarları vardı. Bu nedenle kısa zamanda gelişmişlerdi. İbrahim Bey ölümünden önce 4 çocuğunu ‘da evlendirmiş ve onları yer-yurt sahibi yaptıktan sonra vefat etmiştir.
ATABEKLER (ZAİMOĞULLARI SOY KÜTÜĞÜ)
Kipçakli Atabek sülâlesi, 1267 yilinda, -bugün Posof’ta bulunan- Caksu’da Kipçak Atabek Hükûmeti’ni kurarak bu bölgenin hakimi oldu Atabek Hükûmeti, 310 yil yasamis, Anadolu’nun en uzun ömürlü Türk beyligidir. 1268 yilinda Tiflis-Gürcü Kralligina karsi bagimsizlik kazanarak Ahiska, Posof, Ardahan, Oltu, Artvin ve Ardanuç çevrelerine yüzyillarca hakim olan Cakli Kipçak Atabekleri ailesinden bilinen Atabek, Beylerbeyi/Vali ve önemli devlet adamlari tarih sirasina göre söyledir:
Cakli Sargis (1268-1285):
Ilhanli Abaka Han zamaninda Tiflis’e karsi ilk bagimsizlik hareketini baslatmis ve Mesketya Atabek Hükümetini kurmustur.
I. Baka (1285-1308):
Sargis’in oglu. Gürcü Krali taç giyme törenine katilmayi reddetmistir. Babasi gibi Ilhanli’ya tâbiydi.
II. Sargis (1268-1285):
I. Baka’nin oglu. Zamaninda ülkesinin bagimsizligi elinden alinarak Tiflise tâbi kilindi.
I. Gorgora (1334-1361):
II. Sargis’in oglu. Parlak V. Giorgi tarafindan 1334’te Atabek unvani verilerek Tiflis’e tâbi kilindi.
II.Baka (1361-1391):
I. Gorgora’nin oglu Karakoyunlulara tâbi oldu
Ivane (1391-1444):
II. Baka’nin oglu. Karakoyunlulara tâbi oldu.
Akbugra (1444-1451):
Ivane’nin oglu.Karakoyunlulara tâbiydi
II. Gorgora (1451-1466):
II. Baka’nin oglu. Gürcü Krali VIII. Giogri’yi maglup ederek hapse atmis, ülkesini bagimsizliga kavusturmustur.
Bahadir (1466-1475):
II. Gorgora’nin oglu. Mesketya kilisesini Gürcistan katolikoslugundan ayirdi ve kilise mülklerine el koydu.
Manuçahr (1475-1487):
II. Gorgora’nin oglu. Uzun Hasanin saldirilarina maruz kaldi.
III. Gorgora (1487-1498):
Akbugra’nin oglu. Zamaninda, Akkoyunlu hücümlariyla ülkede birlik kalmamisti.
I. Keyhüsrev (1498-1500):
III. Gorgora’nin oglu. Iki yil ülkeyi idare etti. 53 yasinda öldu.
Mirza Çabuk (1500-1516):
Keyhüsrev’in oglu. Atabek yurdu’nda birligi sagladi. Yavuz Selim’le isbirligi yaparak Bati Gürcistan’i Osmanli’ya Ezdirdi.
IV. Gorgora (1516-1545):
Keyhüsrev’in oglu. Safevilere bagli olan bu Atabekin, Osmanli kuvvetleriyle Çoruh boyunda savasip Sah Ismail’e kactigini, sonra imeret Kralina tutsak duserek hapishanede öldügü belirtilmektedir.
II. Keyhüsrev (1545-1573):
IV. Gorgora´nin oglu. Atabek olmadan Önce on yil Istanbul’da kalmistir.
V. Gorgora (1573-1578):
II.Keyhüsrev’in oglu. Osmanli Fethiyle 1578’de kendisine Oltu Sancakbeyligi verildi.
II. Manuçahr/Mustafa Pasa (1578-1582):
II. Keyhüsrev’in oglu. Çildir Eyaletinin ilk Beylerbeyisi Mustafa Pasa. Sonra bir iftira yüzünden kaçip Safevilere sigindi. Manuçahr/Mustafa PAsanin azliyle Bagratli Ailesinden Giogri/Yusuf Sinin Pasa, 1582’de Ahiska Beylerbeyligine tayin edildi.
III. Manuçahr (1614-1625):
II. Manuçahr’in oglu. Çildir-Ahiska Beylerbeyisi ve ilaveten Kars Muhafizi.
III. Baka/Sefer Pasa (1625-1652):
II. Manuçahr’in oglu. Evliya Çelebî’nin ziyaretinde, Çildir Beylerbeyisi bulunan Sefer pasa’nin türbesi Ardanuç’tadir. Onun zamaninda Atabek Yurdu’nda Türklük fikri ve Islam dini Kuvvetlendi. Evliya Çelebi, Ahiska’yi ziyaretinde onunla görüstü.
Ömer Pasa:
II.Keyhüsrev´in oglu. 1652’de Ahiska Valisi olmus ve azledilmistir.
I. Yusuf Pasa (1635-1647):
Sefer Pasa’nin oglu olup Çildir Beylerbeyisidir.
Rüstem Pasa (1647-1663):
Ömer Pasa’nin oglu Çildir Beylerbeyisidir. Gürcü kaynaklarinda verilen son Atabektir. Onun Beylerbeyliginde Atabek ülkesinin halki topluca müslüman olmustur. Gürcü kaynagi, “bundan sonra Müslüman olan Ahiska pasalari, Ahiska’da 1829 Rus istilasina kadar oturdular” demektedir.